Giden Saçların Ardından

“Kıyma o saçlara” deriz biz biri saç kestirmeye heveslendiğinde. Ya da “Erkek Fatma gibi olursun, yapma” deriz bazen. Bazısına da cesaret vermiş olmak için “çok şık olur denesene” der, aslında içten içte hayal edince erkek gibi olacağını düşünürüz. Ne ilginçtir ki ünlülerde gördüğümüzde hepimizin içinden en az bir kere geçer “keşke ben de kestirebilsem” diye. Bazısı cesaret edemez, bazısının saçı çok uzundur “kıyamaz” tabir-i caizse. O değil de, saç, kıyılamayacak bir şey midir? Yani kökü bizde değil mi bunun? Neden saçını kestirmek dünyanın sonu gibi görünür ki?

Önemli olan iç güzellik desek de elbette hepimiz güzel görünmek, göze hitap etmek istiyoruz.Gözümüze hitap etmeyen bir şeyi tanımaya fırsat bile vermeyiz ki aslında. Nereden bileceğiz içinin güzel olup olmadığını? Ama ben yine de bu saç olayının fazla abartıldığını düşünmekteyim. Kısa saç cesaret edilemez bir şey iken, nedense herkes kendine uzun saçın yakıştığını falan düşünüyor olmalı. Çünkü saç kestirmeye cesaret edemeyen herkes saçlarını uzun tutuyor. Oysa ki insanlara bir çok yönden ilham vermiş beyaz perde yıldızlarından da görebileceğimiz gibi saç kesimi insanı ne kadar özgür hissettiren, özgün kılan bir seçim. Doğru yapıldığında, biraz da cesaret ile ne kadar büyük farklar yaratabilirsiniz.

Ünlüler dünyasının güzellerine bakıldığında ise hepsi -en az bir kez- bunu deneyip nasıl hissedeceğini görmeyi tercih etti. Kimi en çok kısa saçlı haliyle sevildi, kiminin hayranları sosyal meydayı ayağa kaldırıp “bunu neden yaptın! Erkek çocuğu gibi olmuşsun!” dediler. Bazısı kendini farklı hissetmek için yaparken kimisi saçlarını yardım kuruluşlarına bağışladı. Böylece hem yeni bir görünüşe sahip olurken hem de hayranlarına sosyal sorumluluk projelerine katılmaları için teşvikte bulundular.

Hepsinin de ortak bir noktası vardı aslında. Pişman olmadılar. Yıllarca kameralar önünde, milyonlarca insanın gözü önünde olmak onlara belki ünlü olmayan insanların sahip olmadığı özgüveni kazandırmıştı. Her röportajlarında saç kesimlerinin ne kadar özgür hissettirdiklerini, değişikliğin ne kadar güzel olduğunu anlattılar.

Kısa saçın erkeklikle özdeşleştirildiği bir dönemde, onlar farklı ve kendilerine özgü kısa saçları ile kadınlar dünyası içinde sivrildiler ve milyonlarca insana ilham kaynağı oldular. Ama elbette bunun bir çıkış noktası var.

1953 yılında, Roma sokaklarında beliren bir kayıp prenses, içinde yaşadığı dünyadan sıyrılıp farklı hissetmek; bir gününü bile olsa sıradan bir genç kız gibi geçirme ister. Ancak hakkında bir arama çıkarılmıştır. Bu nedenle karşısına çıkan ilk kuaföre giderek kendisini kuaförün ellerine bırakır. Kuaför ise saçlarını kısacık seçer. Kendisi bile bu değişime şaşıran genç kız aynı zamanda bunu çok sever.

Evet bildiniz. Bahsettiğim kişi 1953 yapımı, başrollerini Audrey Hepburn ve Gregory Peck’in paylaştığı Roman Holiday filminin baş karakteri Prenses Ann. Bu filmden sonra Audrey uzun yıllar boyunca saçlarını kısa olarak kullandı. İri gözleri, dönemindeki hiçbir kadına benzemeyen yüz hatları ve olağanın dışındaki kalın kaşlarına bir de kimseye benzemeyen kısacık saçları eklenince, Audrey artık tam anlamıyla eşi olmayan bir yıldıza dönüşmüştü. Zarafeti, bilgiye ve kendini geliştirmeye olan açlığı, sevecenliği  ve farklı görünüşü ile kadın erkek bir çok insana ilham kaynağı olmuştu artık.

1950’li yıllarda Audrey Hepburn’un başlattığı bir çok akımdan biri -orjinal ismi ile- Pixie saç kesimi oldu. Günümüzde, saçlarını bu şekilde kestiren bir çok ünlü hala Audrey Hepburn tarzıyla anılır.

Şimdi gelelim bizim inceleyeceğimiz yıldızlara. Kısa saçlı insanlar dediğimizde hepimizin aklına en fazla 2-3 kişi gelirken aslında düşünüldüğünde, ben, sadece ‘en popüler’ ünlüler kategorisinde bile 12 tane ünlü bulabildim. Bunlar 2000’lerin yıldızları elbette. 1950’lerde Audrey’nin başlattığı bu akımdan sonra her dönemde kısa saç modanın bir parçası olmuştu.

My Week with Marilyn filmlerinin çekimlerinden önce saçlarını kestiren Michelle Williams, Marilyn kostümlerini ve peruğunu attıktan sonra bile sarı, kısa saçları ile Marilyn imajını hala koruyabilmekte. Çekimleri aşağı yukarı 10 yıl süren Harry Potter serisinin bitiminden bir kaç hafta sonra saçlarında devasa değişiklik yapan Emma Watson ise herhalde genç kuşak arasında en çok etki yaratan haber oldu. Bunu Rachel Hurd-Wood, Dakota Fanning gibi gençler izledi. En yakın zamanda saç kesimi ile sosyal medyaya damgasını vuran ünlü ise Miley Cyrus oldu. Saçlarını kestirmeden hemen önce twitterında bunun hakkında tweetler atıp fotoğraf paylaşan Miley hayranlarının yüreklerini ağzına getirdi. Yeni saçlarının fotoğrafını paylaştıktan sonra “neden yaptın bunu!” gibi tepkiler alsa da Miley her gün olduğu gibi o günden sonra da fotoğraflar çekip yüklemeye devam etti. Hiçbir şeyin de moralini bozmasına izin vermeyeceğini söyledi. Hatta bir tweetinde “Saçlarımla ilgili yorumlarınız için teşekkürler. Beni saçım için sevenleri görmüş oldum” diyerek, saç kesiminin değişmesi ile kendisine sevgisi azalan insanların umrunda olmadığını açıkça belli etti.

Denediği bir çok farklı saç şekli, renginden sonra eski siyah ve kısa saçlarına geri dönen ünlü ise Rihanna. Yeni ve kısa saçları ile ilk kez MTV Video Müzik Ödülleri 2012’de ortaya çıkan Rihanna diğer ünlüler kadar etki bırakmadı çünkü daha önce pixie saç kesimi kullanmıştı. Natalie Portman’ın durumu ise bambaşka. 2005 yılında çektiği V for Vendetta filmindeki bir sahnede saçlarını kazıtan oyuncu bu sahnenin gerçekten çekilmesini istedi ve omuzlarının da aşağısında olan saçlarını kazıttı.2005 yılında katıldığı etkinliklerde Natalie’nin saçları, filmde kazındığı şeklinde görünüyordu. Bu ise Natalie’nin yaptığı mesleğe olan aşkı ve kendine olan özgüveninden başka bir şey değildi.

Kısa saç, yüz hatlarınıza, tarzınıza göre ayarlandığında ve doğru bir şekilde uygulandığında bir çok uzun saç modelinden çok daha çarpıcı ve çekici olabiliyor. Belki yaşadığımız ülkenin kültüründen ya da yapısındandır, kısa saçlı insanlar bizde hep erkek muamelesi görür. Öyle düşünmeyenlerin çoğu da kestirmeye cesaret edemez. Ya beğenilmezse? diye. Önce bu korkuları aşmak gerek. Biraz özgüven, biraz araştırma, biraz da kaliteli bir kuaför elbette. Size sırf para kazandıracak bir müşteri gibi bakan değil, mesleğini ve becerilerini ortaya koyup size gerçekten o saç yakışacak mı yakışmayacak mı söyleyecek biri olmalı. Belki yakışmayacak o saç size. Belki de çok çirkin olacak. Ama hayal bile edemeyeceğiniz kadar güzel de olabilir. Sizi hiç olmadığınız kadar iyi de hissettirebilir. Denemeden kim bilebilir?

Saç kesimleri ile moda dünyasında fark yaratmış, hayranlarına örnek olmuş ünlülerden sizlere bir arşiv hazırladım. Aşağıdaki fotoğraflarda bulabilirsiniz. Umarım hoşunuza gider. 🙂

Mine YAĞIZ

23.10.2012


xxxxxxxxxx
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s