Berlin Gezisi Bölüm 2 : Gezilecek Yerler

german-flag_21034801Herkese yeniden merhaba! Berlin yazımı yazmak malesef uzun zaman oluyor. İsterdim ki geziden döndüğüm an hemen deneyimlerimi paylaşabileyim ama gerçekten dolu dolu 3 gündü. Yaşarken farketmemişim. Döndükten sonraki bir hafta yorgunluğumu atmakla geçti. Hele o 3 günü kelimelere dökmek ise en zor olanı. Belki her ayrıntıyı anlatmaya çalışmasam bu kadar zor olmazdı ama her şeyi bilin istiyorum. Gezecek olanlar varsa işlerine yarasın bu yazı istiyorum bu nedenle hem uzun sürüyor yazması hem de yazılar uzun oluyor 🙂 Ama maksat işinize yaraması. Bu yazımda gezdiğim yerlerden bahsedeceğim. Öncelikle belirtmek istiyorum ki Berlin’e Mart ayında gittiğim için hava malesef hala soğuktu. Hatta kar yağıyordu. Bu yüzden pek fazla açık havada dolaşamadık. Ne kadar kapalı mekan varsa gezebileceğimiz üç günümüzü bunlarla geçirdik. Bu yüzden baharda, yazın ya da güzel bir havada gidecek olan insanların tüm zamanını bu kapalı mekanlarda geçirmesini önermem 🙂 Eğer tarihe düşkünseniz dikkat edin bu yazıya.

 

6040217-Brandenburg_Gate_by_night_BerlinBrandenburg Gate : Burası şehrin simgelerinden biri olan tarihi bir kapı. Hemen kuzeyinde Reichstag (Eski Parlamento binası) bulunur. Soğuk savaş boyunca, Reichstag Batı Berlin’de, Brandenburger Kapısı Doğu Berlin’de bulunmuştur. Kapı 1788-1791 yılları arasında yapılmıştır. Burada yapabileceğiniz  tek şey gidip önünde fotoğraf çekilmek. Gece ışıklandırılmış hali gerçekten çok güzel. Bir de etrafında bazı asker üniformalı insanlar oluyor yanlarına gidip fotoğraf çekilebiliyorsunuz. Bizden para aldılar fotoğraf için. Çektirmeden önce ücretli mi diye sorun, turist görünce kazıklamaya yer arıyorlar çünkü.

600px-Berlin_reichstag_west_panorama

Reichstag:  Adolf Hitler’in Almanya’nın başına geçişine kadar Almanya Parlamentosu’nun toplandığı yerin ismidir. Bugün Almanya Parlamentosu yine aynı isimli binada, Berlin’de bulunmaktadır. Resimde de gördüğünüz gibi binanın ortasında küre şekilde cam bir yapı var. Bu binanın içinde gezebileceğiniz yer zaten orası. Beni Berlin’de gittiğim yerler içinde en etkileyen de burası oldu. Buraya giriş ücretsiz, ancak kayıt yaptırıp rezervasyon almanız gerekiyor. Bu rezervasyonlar internetten yapılabiliyor ancak günler sonrasına veriliyor. Eğer oradaki kayıt bürolarına giderseniz bir kaç saat içinde giriş yapabilirsiniz çünkü her saat başı için belirli kontenjan var. Yüzünüzü resimdeki gibi binaya döndüğünüzde sağ tarafınızda kalan yolun karşısında küçük, prefabrike bir yapı göreceksiniz. İşte kayıdı orada yaptırabilirsiniz. Pasaportunuzu verip hangi saatte girmek istediğinizi söylediğinizde size A4 kağıdında bir bilet veriyorlar. Onunla o saatte giriş yapabiliyorsunuz. Peki ne var bu binanın içinde? 

3_reichstag_querÖncellikle girişte size sesli rehber veriyorlar. Ses kayıdı boyutundaki bu cihaz bir kaç farklı dilde mevcut. Bunlar- hatırladığım kadarıyla – İngilizce,Fransızca,Almanca, İtalyanca, Türkçe ve Japonca. Cihazı ücretsiz olarak girişte alabilirsiniz. Lütfen içeri girip cihazı taktığınızda düğmelere basıp “neden çalışmıyor bu?” paniği yaşamayın. Çünkü cihaz siz hareket ettikçe çalışıyor. Küre şeklinde bu binanın içerisinde sarmal bir merdiven var. Kürenin etrafında dolaşarak yukarı çıkıyorsunuz yani. Cihaz, bulunduğunuz konuma göre karşınızda o an ne manzarası varsa onu anlatıyor. “Şuanda karşınızda bulunan büyük kilise…” gibi şehri tanıtıyor. Bu yüzden şehri yukarıdan izlemek ve bir rehberden dinlemek oldukça eğlenceliydi.  Tamamını dinleyin ve acele etmeden rahatça gezin bence burayı. 1 saat kadar bir zamanınızı alıyor zaten.

6784195Zoologischer Garten Berlin: Almanya’daki en eski ulusal hayvanat bahçesidir. 35 hektar alan kaplayan park 1844 yılında Berlin’de açılmıştır. 1.400 farklı tür ve 14.000 civarı memeli bulundurmasıyla Berlin Zoolojik Bahçesi, Dünya’da en ayrıntılı tür barındıran hayvanat bahçesidir.Hayvanat bahçesi ve onun akvaryumu, 2007 yılında 3,2 milyon ziyaretçi çekmeyi başarmıştır. Avrupa’da en çok ziyaret edilen hayvanat bahçesi olduğu düşünülmektedir. Dünyaca bilinen Knut, kutup ayısı veya Bao Bao, büyük panda gibi hayvanlar, parkın simgesi haline gelmiştir. Bu hayvanat bahçesine giriş öğrenciler için 15 euro. Biz gittiğimizde her yer kar içinde olduğundan bazı hayvanları göremedik. Eğer güzel bir havada giderseniz eminim harika bir yer göreceksiniz. Biz bu yüzden zamanımızın çoğunu akvaryumda geçirdik. Gerçekten harika bir yerdi. Binlerce çeşit canlı, izlemeye, incelemeye doyamıyorsunuz. Ayrıca akvaryum binasının içerisinde hediyelik eşya satılan yerler de var hatıra bir şeyler alabilmeniz için.

695px-2006_Berliner_Dom_FrontBerliner Dom (Berlin Katedrali): Katedral ilk olarak 1700lerin ortasında Johann Boumann tarafından Barok tarzında tasarlanmıştır. 1822’de Karl Friedrich Schinkel neo-klasik bir tarzda yapıyı yeniden modellemiştir. 1894 yılında Alman imparatoru II. Willhelm kilisenin yıkılarak yeniden yapılmasını emretmiştir. Mimar Julius Raschdorff tarafından yeniden Neo-barok tarzında tasarlanan katedral 1905 yılında bitirilmiştir. II. Dünya Savaşı boyunca ağır hasar gören katedral, 1975-1981 yılları arasında bu kez mimar Günter Stahn tarafından tasarlanarak yeniden yapılmıştır. Katedrale giriş öğrenci kartınız varsa 7 euro. Buradada sesli rehberlerden var ancak 4 euro ücretinde. Bu yüzden biz almadık. İçi oldukça büyük ve bir çok tarihi parça var içerisinde. Çatı katına kadar çıkıp şehri görebiliyorsunuz tepeden. Eğer bu tarz mekanları gezmeyi seviyorsanız öneririm. Dışı da içi de görkemli bir yapı. Eğer sevmiyorsanız boşuna paranızı harcamayın. Gezmesi en fazla yarım saat sürüyor. Aşırı ilginç şeyler olmasa da görülmeye değer mekanlardan biri.

Museumsinsel (Müzeler Adası):  Almanya’in başkenti Berlin’in Mitte ilçesinden geçen Spree Nehri’nin üzerinde bulunan küçük bir adanın kuzey kısmında bulunan tamı tamına 1 kilometrekarelik alana sahip müzeler kompleksi. 1990’da iki Almanya’nın da birleşmesiyle 1945’ten bu yana doğu ve batıya bölünmüş olan koleksiyonun yeniden bir araya getirilme imkânı belirdi. Müzeler Adası, 1999’dan beri UNESCO’nun Dünya Mirasları Listesi’nde bulunmaktadır. Müzeler adasında beş tane nüze bulunuyor. Biz iki tanesini gezebildik çünkü biri tadilattaydı diğeri de açık değildi o gün şansımıza.  Öğrenci kartınızla birlikte 7 euroya bir bilet alıyorsunuz. Bilet satış yeri ‘Altes’ müzesi yani Eski Müze’nin içerisinde. Bu biletle bu 5 müzenin tamamını gezebiliyorsunuz. Her müzenin girişinde vestiyerler ve kilitli dolaplar var, çantalarınızı ve montlarınızı ücretsiz olarak buralara bırakabilirsiniz. Eğer 5 müzeyi de gezecekseniz bu tüm gününüzü alır. Bu yüzden müzeler adasına ayrı bir gün ayırın.

pergamon-museum-2-pergamon-museum-berlin-berlinPergamon müzesi : Bergama Zeus Sunağı, Milet’in Market Kapısı, İştar Kapısı ve Mshatta Alınlığı gibi yapılar ve bu yapılara ait eserler, gerçek yerlerinden ayrıntılı bir şekilde toplanarak bu müzede yeniden birleştirilmiş, Bergama Müzesi’nin adını dünya genelinde meşhur etmiştir. Sergilenen diğer eserlerin başlıcaları; Bergama Athena Tapınağının Girişi, Bergama’dan Athena Heykeli, Halep Odası’dır. Sanırım en büyük ve etkileyici müze buydu gördüğüm. Gerçekten çok fazla tarihi eser var ve hepsini dikkatle incelemeye kalksanız saatler sürebilir.

 

 

altes_museum_lustgartenAltes Müzesi : Mimar Karl Friedrich Schinkel tarafından neo klasik mimari tarz ile tasarlanan bina 1823 ile 1830 yılları arasında, Prusya Kraliyet Ailesi sanat koleksiyonunu sergilemek amaçlı, inşa edilmiştir ve de 1845 yılına kadar Kraliyet Müzesi olarak adlandırılmıştır.İkinci Dünya Savaşı’nda oldukça hasar gören bina, savaştan sonra bir süre kullanılmamıştır. 1966 yılında geçirdiği restorasyon çalışmasından beri antik eserler bu müzede sergilenmektedir.

Bu müze daha çok antik yunan döneminden kalan heykeller, paralar, mutfak eşyaları gibi eserlerle doluydu.İzmir ve çevresinden alınarak buraya getirilmiş bir çok eser göreceksiniz burada.

050_magnet_berlin_gummi

 

Gezdiğim yerler bu kadardı. Biraz da şehrin genelinden bahsedelim. Sürekli gezecekseniz şehir içerisinde sizin için en uygunu günlük metro bileti almak. Malesef şuana kadar bulunduğum ülkeler içerisinde en pahalısı Almanya’ydı. Ya da sadece Berlin öyle bilmiyorum. Günlük bilete – otobüs, metro ve tüm vasıtalarda kullanılabiliyor- 7 euro ödedik. Yani üç günde 21 euro sadece ulaşıma harcadık. Fast food, restoran fiyatları diğer ülkelerden çok farklı değil. Elbette Türkiye gibi bir şey de beklemeyin. Burger King’de bir menü 8,10 euro civarıydı. Bu da Türk Lirası ile 20 liraya yakın yapıyor. Hediyelik eşya konusu benim en sıkıntı çektiğim konuydu. Çünkü bence çok pahalıydı. En azından bir I ❤ Berlin tişörtü almak isterdim ama çoğu çok dandikti ya da çok pahalıydı. En uyduruk tişört bile 15-16 eurodan aşağı değildi. Ben de yalnızca hatıra olması için bir magnet aldım. Berlin adında bir marka var. Bu markanın mağazalarını her yerde görebilirsiniz. Tamamen turistik amaçla kurulmuş. Berlin hatırası olarak aklınıza gelebilecek her şey var. Çanta, cüzdan, giysi, şapka, çerçeve hatta Berlin duvarının parçalarını bile satıyorlar. – Saçmalık!- Her yerde Türkçe konuşan birilerini görmek çok olağan. Hatta Berlin mağazalarından birinde şöyle bir muhabbet duymuştum “Taşa para mı vereceğiz bir de? Çıldırmış bu almanlar!” Adam haklı:)

Evet hatırladıklarım ve sizlerle paylaşmak istediklerim bu kadar. 2 ay kadar gecikmeye uğradığı için çok özür dilerim. Nisan ayının sonunda yaptığım gezi olan Paris yazımı da en kısa zamanda sizlerle paylaşmaya çalışacağım! Çok teşekkürler.

Sevgiler.

Mine YAĞIZ 11.05.2013 | 16:03

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s