Vampir Günlükleri 5.Sezon Açılış Bölümü İncelemesi


Aylardır süren bekleyiş nihayet sona erdi! Vampir Günlükleri 5.sezonu ile dün akşam TV’lere geri döndü. Her sezon başlangıcında yaptığım gibi bunda da hem yeni sezon yorumu hem de bölüm hakkındaki yorumlarımı paylaşmak için bu yazıyı yazmak istedim. Aslında bu tarz yazıları yazmaktaki asıl amacım hem kendi düşüncelerimi sizlerle paylaşmak hem de sizlerden yorumlarınızı alarak bu konu üzerinde konuşmak.

526474_10152340177049968_662001118_n

Yeni sezonun en beklenen konuları Katherine’in insana dönüştükten sonra neler yapacağı, Silas’ın Stefan’ın görsel ikizi olması konusunda diğerlerinin vereceği tepkiler ve karakterlerimizin nihayet üniversite hayatına adım atıyor olmaları sanırım.

5.sezonun daha başlangıcında bana eksikliğini hissettiren karakter Klaus oldu. Diziye daha sonradan katılmış bir karakter olmasına rağmen onun varlığına bu kadar alıştığımın ben bile farkında değildim. The Originals adlı diziyle başka bir projede karşımıza çıkacak olan Klaus, Elijah ve Rebekah karakterleri Vampir Günlüklerinde ara ara mı yer alacak yoksa hiç mi görmeyeceğiz henüz bilmiyorum. İlk bölümde Rebekah ve Matt’i gördük. Ama daha sonrasında ne olacağını bilmiyoruz.

Benim Silas karakteri üzerindeki beklentilerim oldukça yüksekti. Dizideki hemen hemen her oyuncu gerek görsel ikizleri, gerekse içlerine başka karakterlerinin ruhları girmesi süresince kötü bir karakteri kısa süre de olsa canlandırdı. Hepsininin karanlık yüzünü gördük. Nina Dobrev Elena ve Katherine karakterlerinde bu ayrımı o kadar harika sağladı ki, birini sevenler diğerinden nefret eder duruma geldi- aynı kişi tarafından canlandırılmalarına rağmen- ancak ben aynı başarıyı Paul Wesley’de gördüğümü söyleyemeyeceğim malesef. Stefan kadar ultra iyi kalpli ve hassas birinden Silas kadar kötü kalpli birine dönüşmek kolay değildi, yalnızca son sahnede çıkıp mikrafonda yaptığı konuşmayı biraz beğenir gibi oldum ama onun da tam olarak tatmin ettiğini söyleyemem. Stefan’ın deşici olduğu zamana benzettim ben. Farklı bir hava bekliyordum Silas’ta. Belki ilerleyen bölümlerde bu değişimi görebiliriz.

Elena ve Caroline’nın üniversiteye gitmesi, yurtlara yerleşmesi ve üniversite hayatına adapte olma çabası sonunda diziye yeni bir hava verdi. Kaç sezondur aynı lisenin, kafenin etrafında dönüp durmaları bence olayı sıkıcılaştırmaya başlamıştı. Ancak şimdi hem karakterleri daha olgun bir tavırda görüyoruz ve ortamları da giderek değişiyor. Bu da diziye yeni karakterler katılacağının habercisi ki buna gerçekten ihtiyaç vardı. Dizideki tüm karakterlerin doğaüstü güçlere sahip olması olayı sıradanlaştırdı. Matt Donovan dışında da insan karakterler  görmek istiyoruz!

Bonnie’nin babasının Silas tarafından öldürüldüğü sahne çok etkileyiciydi. Kat Graham’ı çok sevmesem de bence duygusal sahnelerde çok başarılı. Daha önce Jeremy’nin öldüğü sahnelerde de fazlasıyla ağlatmıştı beni. Bu sahnede de çok kötü oldum. Ben asıl Jeremy dışındaki herkesin aslında Bonnie’nin tatilde olmadığını, öldüğünü öğrendiklerinde verecekleri tepkiyi merak ediyor ve sabırsızlıkla bekliyorum.

Gelelim benim en çok merakla beklediğim konuya. Katherine’nin insana dönüşmesi. Belki bir çok insan Katherine insana dönüşünce Elena gibi olacak sanıyordu. Belki seksiliği ya da o konuşması, tavırları vampirlikten geliyor sanıyordu ama Nina oyunculuğunu bir kez daha kanıtladı. Katherine artık insan olmasına rağmen seksiliğini ve aksiliğini hiç bozmazken buna aynı zamanda insan hassasiyeti ve acizliği de ekledi. Katherine’in eve döndüğünde Damon’a “insan olmak çok zor, güçsüzüm korkuyorum” dediği zaman yaşadığı endişe ama aynı zamanda gurur ve öfkeyi aynı anda hissedebiliyordunuz. Bu karakteri hala bu kadar sağlam tutabildiği için Nina Dobrev’e minettarım!

Tyler’ın Caroline’ı bir kere daha satması ise… Caroline o sesli mesajı dinlerken en az ben de onun kadar kötü oldum. Bazen sevginin yetmediği, ilişkilerin fedakarlıklar da gerektirdiğinin en büyük örneklerinden biriydi bu ilişki ve sahne. “Sürümle bir süre daha kalmalıyım, bana ihtiyaçları var, önemli bu.” dediği anda Caroline’ın yüzünde “benim de sana ihtiyacım var, bu önemli değil mi?” ifadesini görebildim. Candice de oyunculuk konusunda ilk sezondan beri kendini çok geliştirdi. Aslında doğruyu söylemek gerekirse sanırım Caroline şuan dizideki favori karakterim. Tüm güçlü yönlerine rağmen hala o hassas yanını koruyabildiği için. O harika bir örnek.

Söyleyeceklerim bu haftalık bu kadar. Lütfen yorum bırakmayı unutmayın!

Not : Klaus seni çok özledim.

Reklamlar

5 Replies to “Vampir Günlükleri 5.Sezon Açılış Bölümü İncelemesi”

  1. Katılıyorum tüm konularda ama, bana bu kadar tesadüf biraz OLAĞANDIŞI geliyor, tamam vampir dizisindeyiz her şey doğaüstü ama adım atsan vampir adım atsan dıdısının dıdısının cadı arkadaşı değilki ya 😀 yurt hayatı çok hoş olmuş mystic grillden gına gelmişti hele o okulun bayık karidorlarından! 😀 care benimde favori karakterim ve : EĞER CAROLİNE VE KLAUS SONDA BİRLİKTE OLMAZLARSA ÇOK YAZIK ETMİŞ OLACAKLAR

  2. bnde klaus’u çok özledim klaus ve care in birlikte olmalarını çok istiyorum.ayrıca klaus diziden çıktımı bncede care ve klaus birlikte olmassa dizinin hevesi kaçacak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s