Seyahat

Fransa’da Bir Sahil Kenti Nice

Cannes, Monaco, Nice üçlüsünden  sevgiler!

Ocak ayında ziyaret ettiğim bu küçük, huzur dolu buram buram Fransız kültürü kokan doğu sahil kenti Nice ile ilgili size söyleyecek hiçbir olumsuz yorumumum bulunmamakta. Bir detay var bilgilendirmek istediğim yazımın sonunda, ama olumlu mu olumsuz mu bulursunuz onun takdiri size kalmış.

Ulaşım ; İstanbul Atatürk havalimanından Türk hava yolları ile doğrudan Nice Cote D’azur havalimanına doğrudan uçabileceğiniz gibi Fransa’nın kendi havayolu şirketi olan AirFrance ile İstanbul-Paris- Nice olarak aktarmalı da uçabilirsiniz. Aktarmalı uçuşlar yorucu olduğu gibi direk uçuşlara göre daha ekonomik olmasının yanı sıra THY’nin bazı günler uçuşu bulunmamakta. Plan yapmadan önce erkenden uçuşları kontrol etmeniz önerilir.

Airfrance uçuşlarını internet sitesinden almak yerine Katurizm firması ile iletişime geçmenizi öneririm. Kendileri Airfrance Türkiye acentesiyle birebir çalıştığı için daha iyi fiyatlarla karşınıza çıkabileceklerine inanıyorum. Bana yolculuğum sırasında bir telefon kadar yakın ve ilgili olarak yardımcı oldular. Ofisleri Atatürk havalimanı dış hatlar terminalinde olduğu için çalışma saatleri içerisinde kendilerine kolayca ulaşabilirsiniz 🙂

Öncelikle Nice Cote D’azur havalimanına daha inişe geçmeye başladığınız anda nasıl bir yere geldiğinizi anlıyorsunuz. Fransa’nın öyle yüzlerce yerinde bulunmadım. Paris’ten sonra bu ikinci gittiğim yer. Ancak kuzeyi ile karşılaştırıldığında burada tam bir Akdeniz havasının hakim olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ocak ayının ortasında gitmeme rağmen 13 derece havasıcaklığında pırıl pırıl bir gökyüzü karşıladı beni.

Havalimanının şehirle iç içe, adeta bir otobüs terminali havasında ama çok kullanışlı olmasının yanı sıra hemen deniz kıyısında küçücük bir pisti var. Uçakların inmesi ve kalkması bir oluyor. Aynı anda bir kaç uçak bile göremiyorsunuz. Bizde havalimanı şehire bu kadar yakın olsa ne kirlilikten ne gürültüden durulmaz. Her havayolunun buraya doğrudan uçuşu olmadığını dikkate alırsak THY ile gururlandığımız başka bir an yaşıyoruz. Konusu geçmişken Ömer Akömer adlı bir youtube kullanıcısının efsane görüntü kalitesiyle çektiği Nice’e iniş videosunu izlemenizi öneriyorum.

Fransa’ya gitme şansı olduğu anda ilk Paris planı yapmaya başlayanlar için yazımın başında bir kaç yorumum olacak.

Nice şehrinde filmlerde gördüğünüz yüksek binalar arasında yürüyüp kaybolacağınız arnavut kaldırımla sokaklar bulamazsınız. Eiffel gibi klasik abideleri, devasa kiliseleri ya da ardı ardına sıralanan marka mağazalar göremezsiniz. Burası bir kaç yakın dostunuzu alıp akşam rüzgarının tatlı tatlı estiği anlarda şalınıza sarılıp bir kıyı restoranı ya da kafesine yudum yudum bir şeyler içebileceğiniz, hangi mevsim olursa olsun ışıl ışıl parlayan somurtmanıza asla izin vermeyerek sizi zorla en yorgun anınızda bile yatağınızdan çıkaran havasıyla tüm günü dışarıda geçirmek istemenize sebep olacak sakin, azdan biraz daha çok kalabalık kafa dinleme kentidir.

Gece hayatı elbet var, her tattan kültürden restoranlar da. Kebapçı bile bulabilirsiniz. İtalyan, Fransız, Japon, Türk restoranlarını aynı sokakta kolayca bulabilmenizin sebebi her mevsim turist çeken bir yer olması. Gerçi ben havalimanında bavul beklerken arkamdan yaş ortalaması 60 olan kikir kikir bir kafile gelince kendimi emekliliğimde kafa dinlemeye torunlarımın yanına kaçmış anane gibi hissetim. Ama en azından huzur bulmak adına doğru yerde olduğumu anlamıştım.

Ekonomik açıdan ucuz ve uygun olduğunu malesef söyleyemem. Klasik bir Avrupa şehri. Turistik olmasının etkisiyle de çok ekonomik değil. Euronun 4 civarı olduğu günlerde malesef durum daha da zor. Ama maddi sıkıntınızın olmadığı bir dönem için burayı daima aklınızda tutmanızı öneririm.

Malesef çok istesem de Cannes’a gidecek zaman bulamadım. Gerçi yılın bu döneminde zaten çok ölü oluyormuş. Film festivali dönemi gelmek lazımdı asıl.

Monarşi ile yönetilen şehir devleti Monako ‘ya ise araçla yarım saat gibi bir sürede Nice’den geçebiliyorsunuz. Yanyana iki şehir gibi durmasına rağmen Monako bağımsız bir devlet aslında. Dili Fransızca, Schengen vizenizle ziyaret edebiliyorsunuz, geçişlerde pasaport kontrolü yok. Ama yolda ya da bir mekanda polisin kontrol yapması her zaman olağan. Başıma gelmedi ama pasaportlarınızı yanınızdan asla ayırmayın.

Şehir yapısı olarak Nice’den çok farklı bir duruşu yok. Prenslik kültürü etkisiyle biraz daha görkemli yapılar görebiliyorsunuz elbette. Ama nihayetinde bir liman kenti. Tadından yenmiyordu.

Tek şaşkınlığım bunca ülkeye gitmiş olmama rağmen ilk defa yaşadığım bir deneyimdi. Nice Cote D’azur havalimanında bavulunuzu bırakıp checkin yapmaya gittiğinizde karşınızda kimseyi bulamıyorsunuz. Bavulu banda kendiniz bırakıp pasaportunuzu ekrana okutarak size makineden verilen etiketi alıp çantanıza takmak ve kendiniz göndermek zorundasınız. Biniş kartınızı da kendiniz alıyorsunuz yani. Personeller biraz sert. Çok güleryüz beklemeyin. Beceremediğinizde biraz “kara cahil” der gibi bakıyorlar ama ne yapalım.

Paragraflarca yazarak içinizi sıkmak elbette istemiyorum. Önemli olan fotoğraflar değil mi zaten?

Not : O kadar güzel vakit geçirdim ki hayatımda ilk kez sanırım fotoğraf çekerek zaman kaybetmek, hiçbir anı, tadı kaçırmak istemedim. Ama bir kaç kare ile fikir sahibi olmanızı isterim..

Sevgiler.

Mine.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s