Seyahat

Soğuk Bir Karadeniz Rüzgarı ; Trabzon / Uzungöl

Buz gibi bir Karadeniz havasından selamlar!

Çocukluğumdan beri, kendimi bildim bileli gitme hayali kurduğum bir yere daha gitmiş olmanın mutluluğu ile yine bilgisayarımın karşısındayım. Bu sefer biraz daha hazırlıklı geldim. Biraz daha detay ve bilgi var elimde. Çünkü yurtdışı gezilerimin aksine bu seferki gezim sırasında daha çok mesaj ve yorum aldım. Herkesin daha rahat gidebileceği bir yer olması açısından ilgi çekti sanırım! “Soğuk Bir Karadeniz Rüzgarı ; Trabzon / Uzungöl” yazısını okumaya devam et

Seyahat

Fransa’da Bir Sahil Kenti Nice

Cannes, Monaco, Nice üçlüsünden  sevgiler!

Ocak ayında ziyaret ettiğim bu küçük, huzur dolu buram buram Fransız kültürü kokan doğu sahil kenti Nice ile ilgili size söyleyecek hiçbir olumsuz yorumumum bulunmamakta. Bir detay var bilgilendirmek istediğim yazımın sonunda, ama olumlu mu olumsuz mu bulursunuz onun takdiri size kalmış. “Fransa’da Bir Sahil Kenti Nice” yazısını okumaya devam et

Erasmus'ta. · Seyahat

Berlin Gezisi Bölüm 2 : Gezilecek Yerler

german-flag_21034801Herkese yeniden merhaba! Berlin yazımı yazmak malesef uzun zaman oluyor. İsterdim ki geziden döndüğüm an hemen deneyimlerimi paylaşabileyim ama gerçekten dolu dolu 3 gündü. Yaşarken farketmemişim. Döndükten sonraki bir hafta yorgunluğumu atmakla geçti. Hele o 3 günü kelimelere dökmek ise en zor olanı. Belki her ayrıntıyı anlatmaya çalışmasam bu kadar zor olmazdı ama her şeyi bilin istiyorum. Gezecek olanlar varsa işlerine yarasın bu yazı istiyorum bu nedenle hem uzun sürüyor yazması hem de yazılar uzun oluyor 🙂 Ama maksat işinize yaraması. Bu yazımda gezdiğim yerlerden bahsedeceğim. Öncelikle belirtmek istiyorum ki Berlin’e Mart ayında gittiğim için hava malesef hala soğuktu. Hatta kar yağıyordu. Bu yüzden pek fazla açık havada dolaşamadık. Ne kadar kapalı mekan varsa gezebileceğimiz üç günümüzü bunlarla geçirdik. Bu yüzden baharda, yazın ya da güzel bir havada gidecek olan insanların tüm zamanını bu kapalı mekanlarda geçirmesini önermem 🙂 Eğer tarihe düşkünseniz dikkat edin bu yazıya.

 

6040217-Brandenburg_Gate_by_night_BerlinBrandenburg Gate : Burası şehrin simgelerinden biri olan tarihi bir kapı. Hemen kuzeyinde Reichstag (Eski Parlamento binası) bulunur. Soğuk savaş boyunca, Reichstag Batı Berlin’de, Brandenburger Kapısı Doğu Berlin’de bulunmuştur. Kapı 1788-1791 yılları arasında yapılmıştır. Burada yapabileceğiniz  tek şey gidip önünde fotoğraf çekilmek. Gece ışıklandırılmış hali gerçekten çok güzel. Bir de etrafında bazı asker üniformalı insanlar oluyor yanlarına gidip fotoğraf çekilebiliyorsunuz. Bizden para aldılar fotoğraf için. Çektirmeden önce ücretli mi diye sorun, turist görünce kazıklamaya yer arıyorlar çünkü.

600px-Berlin_reichstag_west_panorama

Reichstag:  Adolf Hitler’in Almanya’nın başına geçişine kadar Almanya Parlamentosu’nun toplandığı yerin ismidir. Bugün Almanya Parlamentosu yine aynı isimli binada, Berlin’de bulunmaktadır. Resimde de gördüğünüz gibi binanın ortasında küre şekilde cam bir yapı var. Bu binanın içinde gezebileceğiniz yer zaten orası. Beni Berlin’de gittiğim yerler içinde en etkileyen de burası oldu. Buraya giriş ücretsiz, ancak kayıt yaptırıp rezervasyon almanız gerekiyor. Bu rezervasyonlar internetten yapılabiliyor ancak günler sonrasına veriliyor. Eğer oradaki kayıt bürolarına giderseniz bir kaç saat içinde giriş yapabilirsiniz çünkü her saat başı için belirli kontenjan var. Yüzünüzü resimdeki gibi binaya döndüğünüzde sağ tarafınızda kalan yolun karşısında küçük, prefabrike bir yapı göreceksiniz. İşte kayıdı orada yaptırabilirsiniz. Pasaportunuzu verip hangi saatte girmek istediğinizi söylediğinizde size A4 kağıdında bir bilet veriyorlar. Onunla o saatte giriş yapabiliyorsunuz. Peki ne var bu binanın içinde? 

3_reichstag_querÖncellikle girişte size sesli rehber veriyorlar. Ses kayıdı boyutundaki bu cihaz bir kaç farklı dilde mevcut. Bunlar- hatırladığım kadarıyla – İngilizce,Fransızca,Almanca, İtalyanca, Türkçe ve Japonca. Cihazı ücretsiz olarak girişte alabilirsiniz. Lütfen içeri girip cihazı taktığınızda düğmelere basıp “neden çalışmıyor bu?” paniği yaşamayın. Çünkü cihaz siz hareket ettikçe çalışıyor. Küre şeklinde bu binanın içerisinde sarmal bir merdiven var. Kürenin etrafında dolaşarak yukarı çıkıyorsunuz yani. Cihaz, bulunduğunuz konuma göre karşınızda o an ne manzarası varsa onu anlatıyor. “Şuanda karşınızda bulunan büyük kilise…” gibi şehri tanıtıyor. Bu yüzden şehri yukarıdan izlemek ve bir rehberden dinlemek oldukça eğlenceliydi.  Tamamını dinleyin ve acele etmeden rahatça gezin bence burayı. 1 saat kadar bir zamanınızı alıyor zaten.

6784195Zoologischer Garten Berlin: Almanya’daki en eski ulusal hayvanat bahçesidir. 35 hektar alan kaplayan park 1844 yılında Berlin’de açılmıştır. 1.400 farklı tür ve 14.000 civarı memeli bulundurmasıyla Berlin Zoolojik Bahçesi, Dünya’da en ayrıntılı tür barındıran hayvanat bahçesidir.Hayvanat bahçesi ve onun akvaryumu, 2007 yılında 3,2 milyon ziyaretçi çekmeyi başarmıştır. Avrupa’da en çok ziyaret edilen hayvanat bahçesi olduğu düşünülmektedir. Dünyaca bilinen Knut, kutup ayısı veya Bao Bao, büyük panda gibi hayvanlar, parkın simgesi haline gelmiştir. Bu hayvanat bahçesine giriş öğrenciler için 15 euro. Biz gittiğimizde her yer kar içinde olduğundan bazı hayvanları göremedik. Eğer güzel bir havada giderseniz eminim harika bir yer göreceksiniz. Biz bu yüzden zamanımızın çoğunu akvaryumda geçirdik. Gerçekten harika bir yerdi. Binlerce çeşit canlı, izlemeye, incelemeye doyamıyorsunuz. Ayrıca akvaryum binasının içerisinde hediyelik eşya satılan yerler de var hatıra bir şeyler alabilmeniz için.

695px-2006_Berliner_Dom_FrontBerliner Dom (Berlin Katedrali): Katedral ilk olarak 1700lerin ortasında Johann Boumann tarafından Barok tarzında tasarlanmıştır. 1822’de Karl Friedrich Schinkel neo-klasik bir tarzda yapıyı yeniden modellemiştir. 1894 yılında Alman imparatoru II. Willhelm kilisenin yıkılarak yeniden yapılmasını emretmiştir. Mimar Julius Raschdorff tarafından yeniden Neo-barok tarzında tasarlanan katedral 1905 yılında bitirilmiştir. II. Dünya Savaşı boyunca ağır hasar gören katedral, 1975-1981 yılları arasında bu kez mimar Günter Stahn tarafından tasarlanarak yeniden yapılmıştır. Katedrale giriş öğrenci kartınız varsa 7 euro. Buradada sesli rehberlerden var ancak 4 euro ücretinde. Bu yüzden biz almadık. İçi oldukça büyük ve bir çok tarihi parça var içerisinde. Çatı katına kadar çıkıp şehri görebiliyorsunuz tepeden. Eğer bu tarz mekanları gezmeyi seviyorsanız öneririm. Dışı da içi de görkemli bir yapı. Eğer sevmiyorsanız boşuna paranızı harcamayın. Gezmesi en fazla yarım saat sürüyor. Aşırı ilginç şeyler olmasa da görülmeye değer mekanlardan biri.

Museumsinsel (Müzeler Adası):  Almanya’in başkenti Berlin’in Mitte ilçesinden geçen Spree Nehri’nin üzerinde bulunan küçük bir adanın kuzey kısmında bulunan tamı tamına 1 kilometrekarelik alana sahip müzeler kompleksi. 1990’da iki Almanya’nın da birleşmesiyle 1945’ten bu yana doğu ve batıya bölünmüş olan koleksiyonun yeniden bir araya getirilme imkânı belirdi. Müzeler Adası, 1999’dan beri UNESCO’nun Dünya Mirasları Listesi’nde bulunmaktadır. Müzeler adasında beş tane nüze bulunuyor. Biz iki tanesini gezebildik çünkü biri tadilattaydı diğeri de açık değildi o gün şansımıza.  Öğrenci kartınızla birlikte 7 euroya bir bilet alıyorsunuz. Bilet satış yeri ‘Altes’ müzesi yani Eski Müze’nin içerisinde. Bu biletle bu 5 müzenin tamamını gezebiliyorsunuz. Her müzenin girişinde vestiyerler ve kilitli dolaplar var, çantalarınızı ve montlarınızı ücretsiz olarak buralara bırakabilirsiniz. Eğer 5 müzeyi de gezecekseniz bu tüm gününüzü alır. Bu yüzden müzeler adasına ayrı bir gün ayırın.

pergamon-museum-2-pergamon-museum-berlin-berlinPergamon müzesi : Bergama Zeus Sunağı, Milet’in Market Kapısı, İştar Kapısı ve Mshatta Alınlığı gibi yapılar ve bu yapılara ait eserler, gerçek yerlerinden ayrıntılı bir şekilde toplanarak bu müzede yeniden birleştirilmiş, Bergama Müzesi’nin adını dünya genelinde meşhur etmiştir. Sergilenen diğer eserlerin başlıcaları; Bergama Athena Tapınağının Girişi, Bergama’dan Athena Heykeli, Halep Odası’dır. Sanırım en büyük ve etkileyici müze buydu gördüğüm. Gerçekten çok fazla tarihi eser var ve hepsini dikkatle incelemeye kalksanız saatler sürebilir.

 

 

altes_museum_lustgartenAltes Müzesi : Mimar Karl Friedrich Schinkel tarafından neo klasik mimari tarz ile tasarlanan bina 1823 ile 1830 yılları arasında, Prusya Kraliyet Ailesi sanat koleksiyonunu sergilemek amaçlı, inşa edilmiştir ve de 1845 yılına kadar Kraliyet Müzesi olarak adlandırılmıştır.İkinci Dünya Savaşı’nda oldukça hasar gören bina, savaştan sonra bir süre kullanılmamıştır. 1966 yılında geçirdiği restorasyon çalışmasından beri antik eserler bu müzede sergilenmektedir.

Bu müze daha çok antik yunan döneminden kalan heykeller, paralar, mutfak eşyaları gibi eserlerle doluydu.İzmir ve çevresinden alınarak buraya getirilmiş bir çok eser göreceksiniz burada.

050_magnet_berlin_gummi

 

Gezdiğim yerler bu kadardı. Biraz da şehrin genelinden bahsedelim. Sürekli gezecekseniz şehir içerisinde sizin için en uygunu günlük metro bileti almak. Malesef şuana kadar bulunduğum ülkeler içerisinde en pahalısı Almanya’ydı. Ya da sadece Berlin öyle bilmiyorum. Günlük bilete – otobüs, metro ve tüm vasıtalarda kullanılabiliyor- 7 euro ödedik. Yani üç günde 21 euro sadece ulaşıma harcadık. Fast food, restoran fiyatları diğer ülkelerden çok farklı değil. Elbette Türkiye gibi bir şey de beklemeyin. Burger King’de bir menü 8,10 euro civarıydı. Bu da Türk Lirası ile 20 liraya yakın yapıyor. Hediyelik eşya konusu benim en sıkıntı çektiğim konuydu. Çünkü bence çok pahalıydı. En azından bir I ❤ Berlin tişörtü almak isterdim ama çoğu çok dandikti ya da çok pahalıydı. En uyduruk tişört bile 15-16 eurodan aşağı değildi. Ben de yalnızca hatıra olması için bir magnet aldım. Berlin adında bir marka var. Bu markanın mağazalarını her yerde görebilirsiniz. Tamamen turistik amaçla kurulmuş. Berlin hatırası olarak aklınıza gelebilecek her şey var. Çanta, cüzdan, giysi, şapka, çerçeve hatta Berlin duvarının parçalarını bile satıyorlar. – Saçmalık!- Her yerde Türkçe konuşan birilerini görmek çok olağan. Hatta Berlin mağazalarından birinde şöyle bir muhabbet duymuştum “Taşa para mı vereceğiz bir de? Çıldırmış bu almanlar!” Adam haklı:)

Evet hatırladıklarım ve sizlerle paylaşmak istediklerim bu kadar. 2 ay kadar gecikmeye uğradığı için çok özür dilerim. Nisan ayının sonunda yaptığım gezi olan Paris yazımı da en kısa zamanda sizlerle paylaşmaya çalışacağım! Çok teşekkürler.

Sevgiler.

Mine YAĞIZ 11.05.2013 | 16:03

Erasmus'ta. · Seyahat

Berlin Gezisi I.Bölüm (Ulaşım-Konaklama)

20130318_152142Berlin.. Nereden başlasam ki? Berlin’de geçirdiğim 2 gece 3 günü bu ekrana nasıl sığdırabileceğimi düşünmek, deneyimlerimi yazıya aktarmaktan daha zor aslında ama bir yerden başlamam gerek. Hadi bakalım.

Lublin’den Berlin’e gerçekleşen yolculuğumuz otobüs ile oldu. 4 adet otobüs bileti aldık bunun için önce Polskibus.com ‘dan. Lublin’den Varşova’ya, Varşova’dan Berline, aynı şekilde de dönüş. Lublin Varşovaya 3 saat uzaklıktan, Varşova’dan Berlin’e de 9 saat sürüyor. Yani gezi planlaması taa biletleri alırken başladı. Otobüs saatleri eşleştirme, hostel ayarlama, otobüsten inince hostele nasıl gideceğimiz. Şuan düşünce kendi kendime dedim ki ‘Vay canına amma karışıkmış yahu..’

Lublin’deki otobüsümüz akşam 17:15de kalktı. 20.30 gibi Varşova’daydık. Ancak otobüsten indiğimiz yer şehir içi otobüslerin dur kalk yaptığı duraklar gibi bir yerdi. Otogar gibi değildi. Berlin otobüsü Mlociny denen otogardan kalkıyor. Ona gitmek için de Varşova otobüsünden hemen indiğimiz yerdeki metroya inerek Mlociny yönündeki metroya bindik. Zaten Mlociny son durak. Orda indikten sonra otogarı görebiliyorsunuz . Otogar diyince öyle Türkiye’deki gibi bir şey beklemeyin sakın. Bizimkiler bunun yanında hava alanı gibi kalır gerçekten. Küçük bir yer, iki üç tane oturma yeri var içinde. Biz 9da gittiğimizde içindeki bütün dükkanlar kapanmıştı. Bütün dediğim zaten içinde bir tane hediyelik eşya dükkanı vardı. Yiyecek içecek alabileceğimiz hiçbir yer yoktu. Belli ki burası tuvalet ihtiyacından başka bir şeyi gidermek için yapılmamış. Her yerde uyuyan insanlar var. 2 saat kadar burada bekledikten sonra otobüsümüz geldi.

Şimdi gelelim Polskibus ile yolculuk yapmak nasıl bir şeydi?

  • Polskibus’tan aldığını  biletlerde koltuk numarası falan olmuyor. Otobüse bindiğinizde nereyi boş bulursanız oturuyorsunuz. Öyle cam kenarı olsun, bayan yanı olsun gibi bir seçme şansınız yok bilet alırken.
  • Otobüste wifi olduğu söyleniyor ama çoğu zaman dns hatası diyip durabiliyor. Zaten Polonya sınırından çıktıktan sonra da ne telefon ne internet çekmiyor.
  • 9 saatlik yolculuk sırasında 1 tane mola bile vermediler. Yalnızca 2 şehirde durarak yolcu indir bindir yaptılar. O da 2-3 dakika sürdü. Durdukları yer de otogar gibi değil, yine halk otobüslerinin durduğu yol üstü durakları gibi bir yerdi.
  • Otobüste bir bardak su ikramı bile yoktu. Türkiye’deki otobüsler bunların yanında 5 yıldızlı otel. 1 saatlik yolda bile ikram eksik olmaz. Biz neyse ki tedbirli çıkmıştık. Çantamıza sandviçleri, bisküvileri, suyu, meyve suyunu doldurmuştuk 9 saatlik yolda anca yetti bize. Bu yüzden sakın yiyecek, içecek almamak gibi bir ihmalkarlık yapmayın Polskibus ile yolculuk ediyorsanız.
  • Benim için güzel tek yanı koltukların altında priz olmalıydı. Her koltuğun altında 2 tane priz var. Laptopınıza dizi,film doldurup 9 saatlik yolda doya doya izleyebilirsiniz şarj biter korkusu olmadan.
  • Otobüste tuvalet var. Mola vermeme konusundaki rahatlıkları bundan geliyor olabilir. Ama hiç düşünmemişler herhalde 9 saat bu insanlar acıkır mı susar mı diye.

Ülke değiştirirken insan daha havalı bir şey bekliyor böyle. Otoban gişelerinden geçer gibi bir kapıdan geçiyorsunuz. Alman bayrağı var girişte. İşte ülke değiştirme işlemi bu kadar. Bir anda telefon sinyaliniz ve internetiniz gidiyor zaten o zaman ilk olarak anlıyorsunuz Almanya’da olduğunuzu. Sınırı geçtikten yaklaşık yarım saat 45 dakika sonra büyük bir otogarda duruyor otobüs. Burası SXF otogarı. Şehrin baya dışında. Biz biletimizi ZOB adlı otogara almıştık. Bir sonraki durak da orası zaten. ZOB daha şehir merkezinde. En iyi yanı da otogarın 10 dakika yürüme mesafesinde metro girişi var. Zaten burdan sonrası tamamen metro.Biz Bredowstraße’de bulunan David’s Cozy Little Panaroma Hostel‘de kalmıştık.  Yerimizi bir ay önceden ayırttık ve çift kişilik yatağı olan 1 odaya 2 gece için kişi başı 20 euro verdik. Bu benim de arkadaşımın da ilk hostel deneyimiydi. Ucuz ve temiz bir hostel bulmak gerçekten zor. İnternetten hostelin yorumlarını okuduk iyi diyen de vardı çok pis de. Açıkçası gittiğimizde nasıl bir yer bulacağımıza dair korkularımız vardı ancak oldukça temiz, sade ve sıcak bir yer çıktı şansımıza. Bu yüzden yolun burdan sonrasını hostel’e nasıl vardığımızı anlatarak yazacağım. Eğer orada kalmak isteyen başkaları olursa diye 🙂

Metroya indiğinizde karşınıza bilet alacağınız makineler çıkacak. AB yazan 2.40 euro değerindeki bilet 2 saat için geçerli. 2 saat boyunca otobüs,tren, metro hepsinde kullanabiliyorsunuz. Bu arada Almanya’da metroya ubahn deniliyor. Bir de ABC diye yazan 7 euroluk biletler var. Onlar günlük bilet. Bileti aldığınız günden itibaren gece 3e kadar geçerli. Hangisi size hesaplı gelecekse onu alacaksınız. Metro haritasını burada görebilirsiniz.

20130318_100033U2 yazan yerden girererek Pankow yönüne giden metroya bineceksiniz. İneceğiniz durağın adı Zoologischer Garten. Hayvanat bahçesinin olduğu yer yani. Orada indikten sonra metroyu terketmiyorsunuz. Çünkü buradan da U9 nolu Osloer Straße’e giden metroya binmeniz gerekiyor. U9’a bindikten sonra da Turmstraße adlı durakta inip metrodan çıkacaksınız. Dışarı çıktığınızda kocaman kahverengi bir kilise göreceksiniz. Yandaki resimde bulunan kilise. Adını hatırlamıyorum. İçini gezme şansım da olmadı zaten orda olduğum günler tadilattaydı. 20130320_114111


Bu kilisenin karşı caddesine geçmeniz gerekiyor. Kilisenin tam karşı hizasına denk gelen cadde Bredowstraße. Sokağın köşesindeki tableda yazıyor. O tabelayı da fotoğrafta görebilirsiniz:) Sokak boyunca doğrudan ilerlediğiniz 35 numarayı bulacaksınız. İşte hostel burada! Köşe başında, camında egzotik süsler asılı olan David’s Cozy Little Panaroma Hostel! Giriş yapın. Eşyalarınızı bırakın, odanıza yerleşin ve hostelde sizinle ilgilenen kişi her kimse gezilecek yerleri sorun, size harita üzerinde göstersin. O yerlere ulaşımınızı da yine metro ile sağlayacaksınız. Yine kullanacağınız harita bu olacak.

Anlatacak çok şey var. İlk bölüm Berlin’e ulaşımdı. Umarım işinize yarar. Bir sonraki bölüm Berlin’de gezilecek yerler, nasıl ulaşılır, ücretleri ne kadardır.

Sevgiler!

29.03.2013 21.13